Türk Diplomasisi

İngilizlerin çok meşhur bir lafı vardır, Türkler cephede kazandıklarını masada kaybeder, derler. Yıllarca tarih kitaplarında bize okutulan bu laf aslında çok büyük ironi içerir. Atalarımızın bilek gücüne övgüler dizilse de diplomatik zekâsına hakarettir aslında. Tabiki bu laf hiçbir sebep yokken ortaya çıkmamıştır, maalesef geçmişimiz sebebini hala anlayamadığım toprak kayıpları ile doludur.

Lakin, artık buna dur diyen bir kahramanımız var şükürler olsun. Kendisi Türkiye Basketbol Federasyon Başkanı Turgay Demirel… Sağolsun kendisinin, sahada kaybettiklerimizi, FIBA lobilerinde geri getirme yeteneği çok fazla.

Önce 2006 yılında Japonya’da yapılan Dünya Şampiyonası’na aldığı Wild Card ile bizi götürdü, şimdi de 2014 İspanya Dünya Kupası’na…Maşallah diplomasi had safhada….

Statüye göre Dünya Şampiyonası’na Avrupa Kıtasından katılabilmek için bir önceki yılın Eurobasket turnuvasında ilk 5 ya da 6’ya girmek gerekiyor (düzenleyen ülkeye göre değişiyor). Yüce Türk milli takımı, malumunuz, sadece evinde yapılan turnuvalarda başarılı olabildiği için, doğal olarak bu dereceleri yapamıyor ve gitme hakkı kazanamıyor. Tam bu sırada devreye Türk Diplomasisi’nin önemli ismi Turgay Demirel giriyor ve gitmek için gerekli davetiyeyi (Wild Card) alıyor.

Wild Card alındıktan sonra kamuoyuna şöyle anlatılıyor; basketbola yatırım yapan, basketbolun çok sevildiği ülkeler tercih edildi, bir de bir bağış vardı 1 milyon Swiss Frank, onu yapmayı kabul edenler arasından seçildi (!)

Bunu dinleyen bir uzaylı der ki, yauv helal olsun şu Türklere basketbolla yatıp basketbolla kalkıyorlar, hak ettiler şu Dünya Şampiyonası’nı…. 

O uzaylı dostumuza gelip Beko Basketbol Ligi’ni seyretmesini ve seyirci oranını görmesini rica ediyorum. Sadece Anadolu takımları iç saha maçlarında tribünleri doldurabiliyor. İstanbul takımları sadece Euroleague maçlarında ( o da maçına göre) dolu tribünler oynuyor (kombinelileri hariç tutmak lazım)

O uzaylı belki takip edememiştir sosyal ve konvansiyonel medyayı o sebepten anlatmak lazım:

-Türkiye’nin davet alacağının haftalar öncesinden garanti olduğu çünkü bas bas paraları FIBA’ya yaptığını

-Milli takımın başına son 3 senedir koç bulamayıp, idareten koçlarla basketbol sevgimizi tatmin ettiğimizi

-Takımımızın artık veteranlar ordusu olduğunu ve gençleştirmeyi hala başaramadığımızı; bu sebepten son Avrupa Şampiyonası’nda Finlandiya’ya bile yenildiğimizi

-22 senedir Federasyonu aynı adamın kendi çiftliği gibi yönettiğini ve Ankara’ya kim gelirse gelsin onun has adamı olduğu, bu sebepten Swiss Franklar’ın oluk oluk aktığını

-Böyle devam ederse takım üzerinde oluşturulacak havanın, siz çıkıp sahada rezil olun, Turgay abiniz nasıl olsa size bir wild card ayarlar; ne de olsa bas 1 milyonu al bir wild card’ı prosedürünün işlediğini…

Bu böyle uzar gider. Bakalım başında koçu olmayan milli takımımız İspanya’da parasının karşılığını alabilecek mi? Ya da arkamızdan “ulan parasıyla rezil oldular, şunlara bak” mı denilecek. Para yer satın alıyor ama başarının garantisi yok…

Ama dün akşam kura çekimini gördükten sonra, sanırım para şansı da satın alıyor. Milli takım adam gibi bir koçla bu gruptan çıkar… Yeterki NBA’deki paşalarımız biraz adam olsunlar…

İçimden de geçmedi değil, yahu şu Turgay Demirel’i keşke Lozan’a da yollasaymışız, 12 Adaları falan kaybetmezdik en azından, 12 dev adamın (!) müdürü ya sever 12 rakamını….

Herkese sıhhat ve spor dolu haftalar diliyorum…

Günün Sözü:

“Galatasaray'da oynarken yazı-tura yapıldığında hep tura derdim. Varsın Atam'ın silüeti yere değmesin" Metin Oktay

İyi ki Doğdun Taçsız Kral….Nur içinde yat… 



geri
Bu gönderiyi paylaş:

Kategoriye ait diğer yazılar