U17

U17


 
Tanzimat ve Islahat sonrası doğan nesillerin en önemlisi II.Meşrutiyeti ilan eden, ülkeyi Cihan Harbi'ne sokan ama aynı zamanda Milli Mücadele'yi başlatıp imkansızı başararak Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran, 1880'lerin başında doğan genç asker ve siyasetçilerin oluşturduğu nesildir. 
 
Abdülhamid dönemi baskılarının azalmaya başladığı dönemde gençlik yıllarını yaşayan ve devamında Batı'dan gelen özgürlükçü akımlarla bir imparatorluğun kaderini çizen ve hatta dünyanın eksenini yerinden oynatan bu neslin fertleri, doğanın farklı metotlarla günlük yaşama etki ederek dengeyi nasıl kurduğunu bizlere göstermekle kalmaz aynı zamanda bu nesle sahip olan milletin fertleri olarak kendimizi seçilmiş hissetmemizi sağlar. Genç Türkiye Cumhuriyeti'nin, yeni bir ülke olmasına rağmen kendinden emin bir şekilde 300-500 hatta 1000 yıllık ülkelerle aşık atabilme gücü ve güvenini kendinde bulması bu neslin kurduğu temeller, ülke toprağına gömdüğü mentalitenin filizlenerek büyümesinin eseridir. 
 
Günümüzde yaşanan sıkıntıların en büyük sebebi bu mentalitenin kaybolması ve bu tip nesilleri tekrar ettirememiş olmamızdır.
 
Aynı argümanlar futbol sahasında da geçerlidir. Türkiye'nin futbol arenasında patlamasına sebep olan nesil 1971-1973 neslidir. Serpil Hamdi Tüzün ile 1992'de Avrupa Şampiyonu olan U20 takımı ve Fatih Terim ile beraber 1993 Akdeniz Oyunları'nı Fransa'da kazanan jenerasyonun ekmeğini Türk futbolu 15-16 sene boyunca yedi, hatta suyuna da ekmek banmaktan geri durmadı. 
 
Derwall ve Piontek mentalitesinin, Seba ve Erzik yönetim aklı ile buluştuğu yıllar bu ülkede işlerin planlı yapıldığında nerelere gelebileceğini de bizlere gösterdi. Kim vardı bu jenerasyonda: Tugay Kerimoğlu, Hakan Şükür, Sergen Yalçın, Bülent Uygun, Emre Aşık,  Rahim Zafer, Rüştü Reçber, Alpay Özalan, Ergün Penbe, Abdullah Ercan, Arif Erdem, Mutlu Topçu, Hakan Ünsal vs...
 
Bu ekip Türkiye'nin ilk kez Euro'96'ya gitmesinde, Euro 2000'de çeyrek final yapmasında, 2002'de Dünya üçüncüsü olmasında ve 2000 UEFA Kupası'nın alınmasında iskeleti oluşturmuştur.
 
Daha sonra bu adamlarla aynı takımda oynarak onların rahle-i tedrisatından geçen 1981-1983 jenerasyonu 2003 FIFA Konfederasyonlar Kupası'nda üçüncü olup Euro 2008 ile zirveye ulaştılar. Bu takımda kim vardı: Altıntop kardeşler, Necati Ateş, Servet Çetin, Hakan Balta, Tuncay Şanlı, Kemal Aslan, Fatih Sonkaya, Serkan Balcı, Selçuk Şahin, İbrahim Toraman, Semih Şentürk vs..
 
Suyunun suyunu çıkarma konusunda üstüne olmayan bizler 71-73 jenerasyonunu son bir kez de 87-88'lilerle oynattı ve bunun miladı da  Euro 2008 idi. Aslına bakarsanız 87-88 jenerasyonu 2005 yılında  Abdullah Avcı yönetiminde Avrupa Şampiyonu olup Peru'da Dünya dördüncüsü olduğunda bu jenerasyonun 71-73 ekibini geçeceğini düşünen insan sayısı hiç de az değildi. Kim vardı bu takımda: Nuri Şahin, Onur Kıvrak, Volkan Babacan, Aydın Yılmaz, Caner Erkin, Deniz Yılmaz, Tevfik Köse vs... Bir de takımda oynamayıp yıldızı parlayan Arda Turan, Burak Yılmaz,Selçuk İnan üçlüsü de vardı ki, tam yeme de yanında yat kıvamındaydı.
 
Fakat maalesef bu takımı yukarıya taşıyamadığımız gibi çoğunun kariyerini de başlamadan bitirdik. Nuri, Caner ve Arda hariç hiçbirisi Avrupa'da üst seviye top oynayamadı ve Milli takıma potansiyelleri kadar faydaları olamadı. Euro 2008' in baş altı oyuncuları oldular,sonra Euro 2016 yaptılar ama oynadıkları futbol ile hiçbir zaman bu takım eski Avrupa Şampiyonu dedirtemediler. Bunun aksine 71-73 jenerasyonu abileri her platformda kalitelerini gösterdiler. 
 
87-88 ekibinden sonra uzun süre iyi bir nesil yakalayamadık. 2013'te ev sahibi olduğumuz U20 Dünya Kupası'na getirdiğimiz 93-95 ekibi için umutlandık ama olmadı. Bu takımdan Ahmet Çalık, Okay Yokuşlu ve Hakan Çalhanoğlu üst seviyede devam ediyorlar ama gerisini yine kaybetmek üzereyiz maalesef. 
 
Bu kadar hayal kırıklığından sonra artık yüzümüzü Hırvatistan'a dönüp Avrupa Şampiyonası'nda bu akşam İngiltere ile oynanacak maça odaklanmamız gerekiyor çünkü 2000 jenerasyonu, onları bulup çıkaran Terim'in tabiri ile 'Altın Nesil' , gümbür gümbür geliyor.
 
Terim, 2011 yılında GS'ye üçüncü gelişinde o dönem U12 olan bu çocukları fark edip üzerlerine yatırım yapmanın gururunu yaşıyor haklı olarak ve bunu kalkıp Hırvatistan'a gidip onlara destek vererek gösteriyor. Bugün milli takımda Terim'in o gün keşfettiği 8 GS oyuncusu oynuyor. Satır aralarını kurcaladığımızda bu takımın 71-73 jenerasyonundan bile daha yetenekli olduğunu başta her ikisinin de atası olan Terim olmak üzere söyleyen uzman çok fazla, ve bizim de ekran başına geçip İngiltere karşısında bu çocukları yorumlamamız ve en azında geleceğe hangi gözle bakacağımızı şimdiden görmemiz çok önemlidir kanaatimce.
 
Ama asıl önemlisi bu neslin sürdürülebilir olmasını sağlamaktır çünkü bir nesli daha kaybetme lüksümüzün olduğunu düşünmüyorum. Almanlar nasıl buldukları 87-90 ekibi ile dünya kupasına uzandıysa bizim de planlı hareket edip emekleri boşa çıkarmamamız gerekir.
 
Bunun için mihenk taşımız hatalardan ders almak olmalıdır. 
 
Biz neden 87 ve 93 'ü kaybettik sorusu bizim düsturumuz olmalıdır. 
 
Kendimize şu soruları sormalıyız:
 
-X kuşağı hocaların Z kuşağı oyuncuları yönetememesi midir asıl sorun?
 
-Z kuşağı oyuncuların tatminsizliği ya da kendine aşırı güveni midir?
 
-Bu kuşakların büyüdüğü 90'lı yıllarda ülkenin ve dünyanın içinde bulunduğu sosyo kültürel, ekonomik ve terör ortamı mıdır?
 
-Bu çocukların eğitim alması gereken yaşlarda ve yıllarda biz hala 71-73 takımının ekmeğini yiyip suyuna ekmek banarken hayatı hep böyle kolay mı sandık? Oryantalist bir düşünce ile topraktan topçu fışkırıyor nasıl olsa deyip altyapı politikalarımızı güncelleyemedik mi?
 
-Kulüpler ve federasyon günlük siyasetin kurbanı olup paraları altyapı yerine göklere ve denize mi fırlattılar? 
 
-Acaba biz kulüp ve kurum yöneticilerinde de kötü bir jenerasyona mı rastladık?
 
İşte bütün bu sorulara cevap aramak bizim 2000 jenerasyonunu daha iyi yönetip başarılara ulaşmamızı sağlayacaktır.
 
Bu akşam skor ne olursa olsun bu çocuklarla dikkat etmek , fırsat eşitliği yaratmak ve yatırımı kesmemek gerekir. 
 
Umarım sadece bugün değil, hayat boyu başarırlar ve ülkeyi mutlu ederler çünkü bazen bir nesil çıkıp tüm ülkenin kaderini değiştirebilir.
 
Herkese sıhhat, akıl, spor ve huzur dolu bir hafta diliyorum.
 


geri
Bu gönderiyi paylaş:

Kategoriye ait diğer yazılar