What we do in life, echoes in eternity*...
General Maximus’un İmparator Commodus’a karşı başlattığı savaşta adamlarına söylediği en önemli sözlerden bir tanesidir ve Gladiator filminin en unutulmaz repliklerinden birisi olarak hafızalara kazınmıştır.
Antik Roma döneminde imparatorluğun himayesinde, halkları eğlendirmek için aslanlara yem edilen gladyatörler, sadece ve sadece insanları eğlendirirlerdi.
Pazar akşamı oynanan GS-FB maçına izlemeye başladığımda Gladyatör 2 filminin çekildiğini ve film setinin de Seyrantepe’ye kurulmuş olduğunu düşündüm. İnsanları eğlendirmek için sahaya çıkmış sporcular ve yırtıcılar, milyonların önüne çıkmış ve adı futbol denen birşeyler yapmaya çalışıyorlardı.
İlk 45 dakikada, toplasanız oynanan toplam 15 dakika net futbol, sürekli duran bir oyun ( sanırsın Amerikan futbolu), havada uçuşan kasıtlı tekmeler ve dirsekler, kötü niyetli topçular ve FIFA kokartını ucuzluktan marketten aldığı belli bir hakemi görünce kendimi aldatılmış gibi hissettim. 8 sarı kart ve 1 kırmızı kartı da görünce kandırıldığımı düşünürek ve bu rezalete prim tanımamak adına TV’yi kapattım. Kalanını sonradan banttan izledim ve yine 8 sarı kart ve 1 kırmızı kartı da görünce hiç birşeyin değişmediğini gördüm.
Sevgili dostlar, biz Türk futbolseverleri olarak bunların hiçbirine layık değiliz. Biz çocukken ahlaklı insanlarla oynanan bir oyundu bu spor ama maalesef biz büyüdük ve kirlendi. Ahlaksız topçulara, ahlaksızlıkları alkışlayıp düzgünleri ıslıklayan taraftarlara, kırmızı kart göstermemek için gözünün önündeki faulü ver(e)meyip devam ettiren eyyamcı hakemlere ve oyuncularını taraftara yem eden antrenörlere kesinlikle layık değiliz.
Bu maça yurtdışından kalkıp gelen yabancı bir dostumun bugün bana söylediği maçın ne kadar “wild” yani vahşi olduğu idi. Bir şey demedim tabi ama adam kesin bu neyin düşmanlığı acaba bir taraf Katolik diğeri Protestan, ya da bir taraf ayrılıkçı diğeri faşist mi falan demiştir. Zira ancak o tip düşmanlıklar sahaya böyle yansır. Bizimkisi olsa olsa ancak idrar yarışı olur daha da öteye gidemez.
Çünkü oturup Real Madrid-Barcelona maçını seyrediyorsun, rekabet ise adamlarınki senden beter ve politik sebepleri var, futbolcular maç bitince sarmaş dolaş, sahada olan sahada kalıyor, bizim tarafa bakıyorsun futbolcular sahada sarmaş dolaş ayırabilene aşk olsun…
Yani demek istediğim şu ki, kimse işin içine para girdi, pastadan pay alma çabası falan demesin, zira İspanya, İtalya, İngiltere’de ki pasta bizimkini cebinden çıkarır. Ortadan paradan öte hususlar var.
İş tamamen, yöneticilerin, futbolcuların ve taraftarların ego tatminden ileri geliyor ve bu tip görüntüleri sahneledikçe prim yapacaklarını ve camialarında ölümsüz olacaklarını sanıyorlar. Ama yazının başlığında dediğim gibi “what we do in life, echoes in eternity”, kötüler kötülükleri ile düzgünler ise ahlakları ile anılacaklardır.
Bu işler, elini kalbinin üzerine koymakla, gol atıp tek ayak üzerinde durmakla olmaz, o an herkese şirin gözükürsün, ama kimseyi kandıramazsın çünkü şeceren bellidir.
Herkese sıhhat, akıl ve spor dolu bir hafta diliyorum…
Haftanın Sözü:
-Youtube kapali, Emre'yle Melo acik! Acayip memleket...
Mehmet Demirkol
*Hayatta yaptıklarımız, sonsuzlukta yankılanır (Gladiator filminden)
geri
