YERSEN!
Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’u fethettikten sonra, Bizans İmparatoru XI.Konstantin’in sarayına girdiğinde aynen şu sözü söylemiş: “Perdedar-i mikuned der kasr-i kayser ankebut, bum nevbet mizened der taremi efrasyab” Yani özetlemek gerekirse, dışarıdan o kadar ihtişamlı görünmesine rağmen imparator (kayser)’un sarayında örümcekler teşrifatçılık yapıyor, baykuşlar ise nöbet tutuyor diyerek, aslında içinin çok farklı olduğunu söylemek istemiştir.
İstanbul gibi bir dünya şehrine asırlardır ev sahipliği yapmış koskoca Doğu Roma İmparatorluğu’nun, son günlerde şehir devlete dönüşmüş bile olsa, nasıl gözüküpaslında ne olduğunu çok iyi anlatan bir cümledir. Bu asırlardır hep böyledir. Siyasal otorite halk üzerine oluşturduğu algı ile ipleri sıkı tutmak ve ihtişamı ile insanları yönetmek ister. Ama işin içine girip gördüğünde yıkılmaz diye görünen makamlarının içinin ne kadar boş olduğunu görürsün.
“Yeni Türkiye” olimpiyatlarda başarılı olma ve evsahipliği yapma yolunda çok büyük yatırımlar yapmış bir ülke olarak bunun meyvelerini 2012 Londra Olimpiyatları’nda toplamayı hayal ediyordu ve 1500 metre Bayanlar Finali’nde altın ve gümüş madalyaları alarak, spor tarihinin doruk noktasına çıktı. 2016 yılına gelindiğinde bu iki sporcumuzun da doping sebebi ile madalyaları ellerinden alındı. 80’lerde Soğuk Savaş döneminde rejimin Doğu Alman ve SSCB atletlerine yaptığı gibiydi zihniyet, Makyavelizm kazanmıştı, madalya al da nasıl alırsan al, yeter ki bizim propagandamızı yaptı ana düstur. Fakat 2016 yılına gelindiğinde, elde var koskoca bir sıfırdı…
2013 yılında Yunanistan’ın maddi sıkıntılar sebebi ile feragat ettiği Akdeniz Oyunları’nı Mersin’de düzenleyerek organizasyon tecrübesi yaşadı ama bayrağı Geziciler’e “terörist” ve “Ermeni” deme gafletinde bulunan güreşçisine taşıtmakta herhangi bir beis duymadı. Ne de olsa çapulcular “Eski Türkiye” idi ve onlara saldıran herkes “bizden” di. Verdiler eline bayrağı ve ülkemizi temsil(!) etti. Yıl 2016 hala bu adam milli takımda “aslanlar” gibi “Yeni Türkiye”yi temsile devam ediyor.
2013 yılında NBA’de oynayan oyuncumuz doping sebebi ile 20 maç ceza aldı ve tüm sorumluluğu üstüne aldı, taraarlarından özür diledi ama temsil (!) ettiği Türk halkından değil oynadığı takımın taraarlarından diledi. Hâlbuki özür dileyemediği halkın parasını, sadece 28 milyon USD’cik, 2010 Dünya
Şampiyonası’ndan sonra çok rahat bir şekilde canlı yayında o zamanki başbakandan istemişti, o da çok rahat bir şekilde vermişti “Yeni Türkiye”nin parasını… Ne de olsa onlar “aslandı”, tüm Dünya’yı dize getirmiş, propaganda yapmışlardı ama kendileri de madalya töreninde cumhurbaşkanı kardeşi ile beraber ıslıklanarak tarihe geçmişlerdi. 2016 yılında bu arkadaşa Türkiye Basketbol Müdürlüğü’nün CEO görevini ve daha nihayetinde Cumhurbaşkanlığı Baş Danışmanlığı’nı verdiler. Aldığı maaş umurumda değil zaten onlar 28 milyonu pay ettiler arkadaşları ile birlikte ama bu makamlarla taltif edilmeleri ne kadar doğru onu da “Yeni Türkiye”ye sormak lazım.
Başa dönmek gerekirse, makamlara ve onların heybetine aldırmamak lazım çünkü içlerine girip baktığında ne kadar boş oldukların görüyorsunuz. “Yeni Türkiye” nin kadroları maalesef baykuş ve örümcekten geçilmiyor ama görürsen; ama yersen.
Herkese huzurlu, sıhhatli, akıl ve spor dolu bir hafta diliyorum…
Dip not: Resimde görülen finish yapmış 7 atletten 5 tanesi dopingli çıktı. Yer: Londra, 2012
geri
