Zıpla Çekirge!!!

2006 Dünya Basketbol Şampiyonası’nda 6.olduk, 2010’da ise gümüş madalya aldık. 2008 Avrupa Futbol Şampiyonası’nda da bronz madalya aldık. Şimdi bu başarıların hepsinin temeline baktığınızda mücadele, azim, savaş ve son saniyeye kadar umudu yitirmemenin mükafatını aldık.

İnsanlar vücutlarındaki adrenalinin de verdiği yetkiye dayanarak sokaklara doldu, taştı ve bunu kutladı. Bu kutlamalar sona erip gerçek hayata döndüğümüzdeise hiç kimse kendine “Bu başarılar ne kadar sürdürelebilir, ne kadar günlük faktörlere bağlı” diye soramadı ya da sormak istemedi.

Sormadıkları bu turnuvalardan sonra gelen turnuvalarda elde edilen başarısızlıklarla gün yüzüne çıktı. Basketbolda Avrupa Şampiyonaları’nda elde edilen rezil sonuçlar, futbolda 6 yıldır hiçbir turnuvaya katılamama gerçekleri suratımıza bir tokat gibi çarptı.

Maalesef ülke olarak sahada oynanan oyundan çok skora endeksli olduğumuz için sahadaki gerçekleri analiz edemiyoruz. Zaten çok analitik bir ülke olduğumuz söylenemez, bolca kaderci olduğumuzdan, yarın bir gün son saniyede atmak yerine yediğimizde ancak aklımız başımıza geliyor.

O zaman da ağız birliği yapmışçasına herkes kazanılan zaferleri şansa bağlama gafletinde bulunuyor. Maçlar kazanılırken zafer sarhoşluğuna kapılan ve gaflet uykusuna dalanların mağlubiyetlerde konuşma hakkının çok olduğunu düşünmüyorum.

Biz bu turnuvalarda hep bireysel performanslarla ön plana çıktık ve o adamlar olmadığında ya da performans veremediklerinde ise dibe vurduk. Kısacası başarıyı sürdürelebilir kılacak hiçbir şeyi beceremedik. Yarına Allah kerim mantığı bizi bu hale getirdi aslında.

Yunanistan, Sırbistan, Almanya, Fransa gibi takımlar şahıslardan ziyade 30-40 senedir sistemlere bağlı kalarak bir turnuva takımı şahsiyetine bürünürken, biz ise televizyondan bunları izlemek durumunda kaldık. Aynı mevzu futbol için de geçerli… Turnuvalara genelde katılamayıp, her katıldığında da son dörde kalan marjinal bir takım ancak bizim gibi ülkelerden çıkar maalesef. Her zaman tekrarladığımız gibi bir sistem oturtup, her turnuvaya katılan bir takım olmak, 40 seneye bir katılıp 3.olmaktan her zaman daha değerlidir.

Son 3 yıldır Ümit ve Yıldızlar seviyesinde madalyaları toplayan genç basketbolcularımızın yukarıya doğru çıkararak daha sistemsel bir yapıya ulaşacağımızı ummak bir ütopya mıdır acaba?

Aksi halde çekirgelerin performansına kalacak, hoplama istatistiklerine takılıp kalacağız….

 

Herkese sıhhat, akıl ve spor dolu bir hafta diliyorum…

 

Haftanın Olayı

Dünya kültürü olan Haka dansını cümle alem saygı ile izlerken , bizim takımın sırtını dönüp benche giderek kaile almama saygısızlığını göstermesi…

Ne var izleseniz, hayatınızda kaç kere gelecek bu başınıza!!!

 



geri
Bu gönderiyi paylaş:

Kategoriye ait diğer yazılar